Kayıtlar

birnokta edebiyat dergisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İÇERDE KIRMAK YOK

Şenliklerle kutlandım Beni şehre ama çiçeklere davet etmediler Elde alet, elde edevat, elde can kırıkları Boşlukları paydosların, yüreğinde esmer diyeşet Farz et ki bir sümbülsün öylesine sürekli Seni yüz deve aklımda tutmuşum Nehirler gürlemiş, kervanlar kavuşmuş Çalgılar çalarmış ilk gençliğin İnsan yalnız bir kervansarayken yürürken Sözü verilmiş ama gelin edilmemiş neşeden Bugüne baharlar kaldı ikindiler tatil planları Bu canı işte tam şuranda borç bilirim Yaşasak bir kuyu büyüyecek bizimle Kedinin ısıttığı demir demirin ısıttığı kedi Herkes bir parça koparılmışken kendinden Vergilerden payına bedenim düşer Ülkem sırtımda yaslandım ağır ağır Kestirmede duran avcılara selam olsun Saklı dallarında duran bütün kuşlarına Sessizliğine dingin süvarilerin Ağzı konuşan bütün kötüler kahrolsun Ali YILDIZ  BİRNOKTA EDEBİYAT DERGİSİ 219. SAYI

2.324,70

                                                               Kübra'ya Gözlerin aşkı barındırır Yaz soğuk geceleri Orta doğuda bir çocuk pıt diye ölür Yaşamak zoruna gidiyor Eskiden eşkıyalar olurmuş alıp başını dağa Şimdi gözlerim görmüyor, tutmuyor ellerin Peşinde üç yüz yıllık haydutlar Çadırların yıkılmış unutulmuş saçların örgüsü Vakit dar: günler uzun aylar kara yıllar bitiyor. Sebepleri var bugün doğanların Kendine anlatamadığın kurdun kuşun hikayesi Zamların oluyor kredilerin yıkılmış devletlerin Irmakların akıyor öyle susuz öyle çağlayan Büsbütün yanlışların içinde babama bir şiir yazsam İşler paslı bıçak göğerir dalında kuşlar Şimdi bu şiiri usulca yüzüne okusam Tanır tanrısını her başak Ellerin ellerimde bütün yaz böyle geçmişti Evlendik çocuklarımız oldu garip Açıklarsan kendini bütün sorular cev...

MÜPTEZEL

hatırı sayılır biri değilsin paramparça edilmiş bir kavga sonrasında ağzın burnun dikiş tutmuyor kalkan kayıp kılıç ağır varsa öyle beyaz tüllü bir sabah ben de yaşamak isterim ben de yaşamak isterim ormanları neşesi unutulmuş kadınların en mahrem yerleri ağzına dadanmış gitmese bekleyen yok güneş altında alnı her pazartesi karışmaktan yorgun bileklerindeki sır hesaplardaki kan bu bankalar karanlığımı kilitleyen şu gök bir şeyler olmalı bana anlatmak istediğin kollarını gözleriyle takas eden kölelerin bağışıklık kazandırdığı altın aklından fırlatamadığın lacivert şapka çadırlarda uyumalısın fırtına ve sana kolları gibi susan çöl Ali Yıldız  Birnokta Edebiyat Dergisi 193. Sayı

ÖLÜMDÜR BALKONA ÇIKARSIN BAZI

Sesimde yeni bir başlangıç susmak için süremin dolduğunu haber verir gibi boynumda kolye olmayan yıllar sınırlar ötesi durakladığım mesai bana başımı kaldırmamı öğret birkaç kelime bozguna uğratmayan İnsanım tamir edilesi zor avuntu kervanlarıma ters düşmüş köprüler daha arkamı dönmeden kapatılan kapı belli ki yuhlanmışım kimi zaman sırtımı olsun patronlardan kurtar Çünkü aklımdan yenilmiş halklar geçer bir tren yük olur geçer omuzlarından sen hiçbir yanılgıya benzemeyen büyük umut belimde kanamaya davet edildiğim şadırvan yanlış söyledimse affet artık yaşadığım dünya adında bu mağara seslen bana kulaklarımı kör et Kılıç düşünce silah olan kalkan bitince ölüm başlayınca hayat bacakların uzvetmez haine dönüşür alıp gidesin gelir gidemediğin günleri bu bedeni siper olmaktan çıkar avut içimde konuşmaktan zature olan mermeri Ali Yıldız Birnokta Edebiyat Dergisi 178. Sayı