Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÖLÜMDÜR BALKONA ÇIKARSIN BAZI

Sesimde yeni bir başlangıç susmak için süremin dolduğunu haber verir gibi boynumda kolye olmayan yıllar sınırlar ötesi durakladığım mesai bana başımı kaldırmamı öğret birkaç kelime bozguna uğratmayan İnsanım tamir edilesi zor avuntu kervanlarıma ters düşmüş köprüler daha arkamı dönmeden kapatılan kapı belli ki yuhlanmışım kimi zaman sırtımı olsun patronlardan kurtar Çünkü aklımdan yenilmiş halklar geçer bir tren yük olur geçer omuzlarından sen hiçbir yanılgıya benzemeyen büyük umut belimde kanamaya davet edildiğim şadırvan yanlış söyledimse affet artık yaşadığım dünya adında bu mağara seslen bana kulaklarımı kör et Kılıç düşünce silah olan kalkan bitince ölüm başlayınca hayat bacakların uzvetmez haine dönüşür alıp gidesin gelir gidemediğin günleri bu bedeni siper olmaktan çıkar avut içimde konuşmaktan zature olan mermeri Ali Yıldız Birnokta Edebiyat Dergisi 178. Sayı

TEKNOLOJİYİ KUTSAYAN DİJİTAL MEZHEPLER DOĞUYOR

·       Akıllı telefonlar hayatımıza gireli daha on yıl bile olmadı. Araştırmalara göre günde ortalama üç saatimizi bu dijital ekranlara bakarak geçiriyoruz. Bir arkadaşa, aileye ya da kitaba ayrılandan çok daha fazla bir süre bu. Bir edebiyat dergisi olarak şunu merak ediyoruz. Bu yeni dijital ekranlar okuma alışkanlıklarımızı nasıl etkiledi? Okuma alışkanlıklarını maalesef olumsuz etkiledi. Çünkü bu öyle hızlı gelişen bir şey ki yazıyı da bir anlamda geride bıraktıracak hatta soluklaştıracak bir cazibeye, renkliliğe sahip. Dolayısıyla insanların artık belli bir metin üzerinden ilerlemesi söz konusu değil. Eskiden biz ne yapardık? Bir metin okur ve onu üzerinden bir şey tahayyül ederdik. O canlandırdığımız üzerinden de kendi hayallerimizle bambaşka dünyalara giderdik. Şimdi bugünün dünyasında bu ‘‘artırılmış gerçeklik’’, olgular zihnimizde canlandırmadan ekranın üzerine verebiliyor. O yüzden de bizim okuma işlemimizi neredeyse bertaraf eden, bir kenara koya...

KAFAMDA KERVAN TAŞIMAZ SORULAR ASGARİ ÜCRET

biraz ergin günçe okusan anlardın beni oturduğumuz yağmur dışlandığımız iskele yevmiyem çok az ve bütün ekmek yiyoruz bunları düşünüyorum karşımda kasım tepe alnın pazar yeri gibi dağılmış çıkmış değil henüz hüzünler hurdaya akşam olur sloganlar gelip gider üstündekileri bırak tel örgüler paylaşsın yıpranmış bir hafta sonundan sonra hiç adalet getirmemiş bir padişah gibisin televizyona bakma bu kadar bakma yenilmek için balkonda mısın dirseğim soğuk mermer dayanışması ergin günçe anlardın okusan beni biraz kuşlar geldikleri yerden geldikleri yere gittiler konuşmak için vaktimiz az yürüyoruz çaktırma fakat işsizlik aşkla gövermiyor muhakkak ki üzülmeni hiç istemem tezcanlı bir ikindi yağmurundan sonra bütün kapı kolları kırık olan taşrada hiç savrulmamış bir tekme kadar temkinli Ali Yıldız Hırka 5. Sayı

BU İŞLER BÖYLE OLMAYACAK

Yaz çılgın sancılarla başardı bu yıl Güzel bir Akdeniz hayaliyle incinmiş Savaşlarda yorgun adını arıyorsun Fillerin ilken dolaşıyor ormanlarda Biraz şarkılar yarına elin cebinde biraz Sayısız kere burduğun şu ağız Kenar mahallede bıraktığın gülüş Bize güzel şeyler hatırlatır Çok yüzyıldır sönük duran lüküs Bin dolara dişler sıktıran düzen Öyle polisiye ki seni sevmek Böyle olmayacak bu işler Burdan gitsem yolu bulmalıyım Köprüler geçmene izin etmemişler Az ötede gözlerini akşamüstü sıkarken Şoförün eve ekmek kavuşması Şampiyon fişekleri meydanlar Gel bu aşk duraklansın Deliler teneke vurur düşünmeden Dünya yamulmuş bir tepsi Hatıra fotoğrafı filan çekilmedin Halayına kimse katılmamış Baktın çözülür diye bütün düğünlerin Ali Yıldız Aşkar 36. Sayı