Kayıtlar

YAŞAMAK İÇİN AVANS

Gömleğimi değiştiriyorum Şimdi şaşılası bir vapurla katılıyorum hayata Sular akıyor Çatlamış karınlardan  Oğul verme dönemindeyim Saçlarım seyrek ve kahverengidir Vaktim soğuk Günler sonra yaşlanık Günlerce medyadan uzak Aktara, aile hekimine uğradım Işıklara çokça ışıklara bakardım Geceyle yenilerdim eskiyen yerlerimi Ümit Akgün  Varlık Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi Nisan 2020 1351. Sayı

İÇERDE KIRMAK YOK

Şenliklerle kutlandım Beni şehre ama çiçeklere davet etmediler Elde alet, elde edevat, elde can kırıkları Boşlukları paydosların, yüreğinde esmer diyeşet Farz et ki bir sümbülsün öylesine sürekli Seni yüz deve aklımda tutmuşum Nehirler gürlemiş, kervanlar kavuşmuş Çalgılar çalarmış ilk gençliğin İnsan yalnız bir kervansarayken yürürken Sözü verilmiş ama gelin edilmemiş neşeden Bugüne baharlar kaldı ikindiler tatil planları Bu canı işte tam şuranda borç bilirim Yaşasak bir kuyu büyüyecek bizimle Kedinin ısıttığı demir demirin ısıttığı kedi Herkes bir parça koparılmışken kendinden Vergilerden payına bedenim düşer Ülkem sırtımda yaslandım ağır ağır Kestirmede duran avcılara selam olsun Saklı dallarında duran bütün kuşlarına Sessizliğine dingin süvarilerin Ağzı konuşan bütün kötüler kahrolsun Ali YILDIZ  BİRNOKTA EDEBİYAT DERGİSİ 219. SAYI

2.324,70

                                                               Kübra'ya Gözlerin aşkı barındırır Yaz soğuk geceleri Orta doğuda bir çocuk pıt diye ölür Yaşamak zoruna gidiyor Eskiden eşkıyalar olurmuş alıp başını dağa Şimdi gözlerim görmüyor, tutmuyor ellerin Peşinde üç yüz yıllık haydutlar Çadırların yıkılmış unutulmuş saçların örgüsü Vakit dar: günler uzun aylar kara yıllar bitiyor. Sebepleri var bugün doğanların Kendine anlatamadığın kurdun kuşun hikayesi Zamların oluyor kredilerin yıkılmış devletlerin Irmakların akıyor öyle susuz öyle çağlayan Büsbütün yanlışların içinde babama bir şiir yazsam İşler paslı bıçak göğerir dalında kuşlar Şimdi bu şiiri usulca yüzüne okusam Tanır tanrısını her başak Ellerin ellerimde bütün yaz böyle geçmişti Evlendik çocuklarımız oldu garip Açıklarsan kendini bütün sorular cev...

ACEMİ BİRLİĞİ

Sevincine ortak olamadım bağışla tertipsiz yakalandım düzensiz kıyafetler öyle istedim öyle istedim ki söküğü ben dikeyim süreyim atı güneşli uzun güneylere Birikmemiş biraz param var yeterse eskimiş bir yarayı yatağında uyandırmayan şirketleri yıkan bankaları batıran bize hendek atlatmayan atı neyleyim Sırf lunaparklar açılsın diye bu yaz rastgele büyük kentlerden geçsem elimde davul sirkini boşlamış bir fil gibi güleç bulduğumu düşürünce seni bulmam bundan Kınından bağışla çıkan bu handikaplı hançeri biliyorsun faydasız gölgeli yollardan geçmek ağaçlara bakıyorum da kendini anlatan bu kamburu taşımaktan hiç utanmamış hiç tasarlanmamış ağustoslar gibi sürecek akşam sefaları sefaletler -''Sana söz yine baharlar gelecek'' Ali YILDIZ  Ayarsız Fikir, Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi 1. SAYI

*¡Vuelve a la casa, a la canción, a tu corazón! ¡A la canción, a tu corazón, vuelve a la casa! ¡A tu corazón, vuelve a la casa, a la canción!

Resim
Kolombiya elendi. Kolombiya İngilizlere elendi. İngiltere'ye değil, bilhassa İngilizlere elendi. Klişedir mılişedir ama haklı olan yine haksızlığa boyun eğmek zorunda kaldı. Çünkü kötü bir hakem daha doğrusu tarafgir bir hakem oyunda ve Kolombiya futbolcuları üzerinde egemen oldu. Elbette Kolombiya iyi futbol oynamadı. Fakat İngiltere Milli Takımı da kötü futbol sergiledi. Maça Amerikalı hakemin seçilmesi, verdiği kötü ve yanlış kararlar, usanmadan kalesini koruyan Kolombiya savunması sömürü ilkelerine bağlı olan devletlere ve yönetimlere karşı halkları toplayıp, siperi ayakta tuttu. Nitekim Yerry Mina'nın son dakikada kafayla attığı gol neşe dolu Medellin sokaklarını, bahar çiçekleri ile bezeli insanların kötülere karşı söylemiş olduğu şarkıları kalplere doldurdu. Kalplere dolan sadece şarkılar mıydı? Böyle bir maçın Emperyalizm, Uyuşturucu Ticareti ve İç Karışıklıklara rağmen yaşama savaşı veren Kolombiyalıları anma fırsatı verdiği için Pakerman'ın takımını alkışlamak sad...

MÜPTEZEL

hatırı sayılır biri değilsin paramparça edilmiş bir kavga sonrasında ağzın burnun dikiş tutmuyor kalkan kayıp kılıç ağır varsa öyle beyaz tüllü bir sabah ben de yaşamak isterim ben de yaşamak isterim ormanları neşesi unutulmuş kadınların en mahrem yerleri ağzına dadanmış gitmese bekleyen yok güneş altında alnı her pazartesi karışmaktan yorgun bileklerindeki sır hesaplardaki kan bu bankalar karanlığımı kilitleyen şu gök bir şeyler olmalı bana anlatmak istediğin kollarını gözleriyle takas eden kölelerin bağışıklık kazandırdığı altın aklından fırlatamadığın lacivert şapka çadırlarda uyumalısın fırtına ve sana kolları gibi susan çöl Ali Yıldız  Birnokta Edebiyat Dergisi 193. Sayı

TOPARLANMAK ÇELER AKLINI GİTMEK SANIRSIN

1 Yorgunum payıma düşeni alarak roman okuyarak geçiştirdiğim günler terlemekten usanmış bir avuç omuz seninle konuşmak için sebeplerim var Örneğin krallarca bağışlanmaz sıkıntısı fillerin Savaşların bitmesini sağlayan çoluk çocuk sesleri çok ötede duyulmaya başlasa artık vazolarda nilüfer kesilse aniden demokrasi özgürlüğe kavuşsan keman sesleri meydanlarda olmaması gereken işporta seni alsalar da yar koysalar yanıma Yorgunum bütün dünyayı düşünmekten alıkoyulmuş bana bıçkı sana tırpan uzatan çağ dansa kalsa hepimiz çok mutluyuz çünkü söylemek için türküler yok artık bu yüzden piyasalara nefret sunarken kılıç olsa kesilecek baş onaracak ferman bulunur 2 Zor olur bazı sabahlar kalbinin eğleştiği sırtında halbuki böylece gitmek az ötede durur çok işçi çok yorgunluk arasında migrenler yanaşılmaz çöl akla gelmesin diye aşk didinir göğsünde topal bir küheylan 3 Şimdi çıkar başını kolların arasından ağlamak için fırsat bekleme nasıl tükenmek için bekl...