Kayıtlar

ŞİİR etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AĞZIM DOLUSU ISLIKLA SERVİLER ARARKEN

  Her şeyin farkındayız Reklamların, çıbanların ve iklim değişikliğinin Kıyılmış çocukların, barut kokusunun Siperde yalnız kalmak kulağa hoş gelse de Kaç yüz yıldır kaybediyoruz gel istedim Kendi dışımıza gömüldüğümüz bu çağda Gürlüyorsa içindeki sıkıntının aritmetiği Anlat bu yangın yeri bu başına gelenleri Ölüm bütün şehirlerde aynı yerdedir Kafkasya’da örneğin kahverengi surlar Yanı başında başı olmayan ırmaklar Son şiir, son rica, son bir ilk bakış tenhada Uykularından kayıp kayıp gidiyor bahçeleri portakal Sen son sağanak, tek çıkış; yoruluyorum sana uyanmakta Eşelediğim şu kaya parçasında geceleri say ki gündüz Her şeyin çıkılamaz eğimi, buradan dönmek olmaz Nasıl bıraktınsa öyle bul Nasıl şaşkınsa şairin gözleri ay ışığına Böyle devam et Devam et çünkü Gümbür gümbür gelişiyor ordular sabaha Bir adım iki adım yüz bin adım seferden dönmek için Kangrenle umutların çözülmesine yarım adım Sürgün ulaştığında boş kalan meydanlara    ...

Yük ve Eşya Taşınır

Rayların ikiye böldüğü şehirlerde Kuşlar bile yetişmiyor pencerene Sana çiçekler taşıyorum utanarak İçimde hep, tohumun toprağa attığı tekme Doğuştan sandım alnındaki iz Hayır, seccaden vermiş ilk hediyeni Vurmuş ayaklarını taze kunduran Unutma, yokluk ölçülmez sayıyla Sokağındaki Arnavut'un vermek için çenesini eline Çokça sarışın, renkli gözlü, değil sevdiği için seni Artık titriyor Ali'nin de elleri - Allah, azze ve celle Merak ediyor kör bir kız güzelliğini Kalmış gönlü hep aynalarda Dikilmiş düğmeleri ip beyaz Yakışıyor zambaklar siyah hırkana Gelişin bir okul cumasıdır Açılmış paçalarım, izleri dahil Terli muskam çarpar göğsümde koşarım Ardındaki son yazı: Yük ve eşya taşınır Yeni başlanan defter özeniyle niyetleniyorum dünyaya Çingene kahvesindeki müzisyenler, o keyifsiz bekleyiş Bir tüfek atımıyla dağılacak her şey, önce kalbimiz Şimdi çıksa karşıma ne derim provası İş formlarına yazdığım tüm dilleri yutarım Lütfen bayan zorluk çıkartmayın Elle...