AĞZIM DOLUSU ISLIKLA SERVİLER ARARKEN
Her şeyin
farkındayız
Reklamların, çıbanların ve iklim değişikliğinin
Kıyılmış çocukların, barut kokusunun
Siperde yalnız kalmak kulağa hoş gelse de
Kaç yüz yıldır kaybediyoruz gel istedim
Kendi dışımıza gömüldüğümüz
bu çağda
Gürlüyorsa içindeki sıkıntının aritmetiği
Anlat bu yangın yeri bu başına gelenleri
Ölüm bütün şehirlerde aynı yerdedir
Kafkasya’da
örneğin kahverengi surlar
Yanı başında başı olmayan ırmaklar
Son şiir, son rica, son bir ilk bakış tenhada
Uykularından kayıp kayıp gidiyor bahçeleri portakal
Sen son sağanak, tek çıkış; yoruluyorum sana uyanmakta
Eşelediğim şu
kaya parçasında geceleri say ki gündüz
Her şeyin çıkılamaz eğimi, buradan dönmek olmaz
Nasıl bıraktınsa öyle bul
Nasıl şaşkınsa şairin gözleri ay ışığına
Böyle devam et
Devam et çünkü
Gümbür gümbür gelişiyor ordular sabaha
Bir adım iki
adım yüz bin adım seferden dönmek için
Kangrenle umutların çözülmesine yarım adım
Sürgün ulaştığında boş kalan meydanlara
taşınmış büyük sırlar
Bir seni gizliyor aramızda
Güller sabırsızlanıyor, ben sabırsızlanıyorum
Ablukadan kurtulmak için
Ağzım dolusu ıslıkla serviler ararken
Belki de sana rastlamak düzeltir huylarımı
İnerim avluya
Sen. Bizim kadar beklemedin mi
Senin gül kokan
çarşıların yok artık
Dut ağaçların gecelerin karanlığı
Körfezden gemiler usulca geçiyor
Zoruna gidiyor sustukların
Sonunda bir
yere varacaksın
Belki bir at arabasında kamçılayarak düşlerini
Dizginlerini özensiz tuttuğun göklerin
Dilinde eski yıllardan kalma bir şarkı
Belki de doğruca geçeceğim köylerinden
Doğruca usanmadan sana gençliğimi ayırdığım
Ali Yıldız
BİRNOKTA EDEBİYAT DERGİSİ 227. SAYI
Yorumlar
Yorum Gönder