Kayıtlar

şair Ali Yıldız etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SAR SİYAH ŞALI DÜŞ YOLA

Fatih Kınalı’ya Conte de L’Incroyable amour - 1991 Yokmuş gibi harcayacaksın elindeki son şarjörü Yokmuş da orada açıyormuş gibi bir leylâk  Acem ve kadınları yürüyorken yalınayak  Gözlerin önünde konuşur gibi bir yanardağ  Şeritler geçiyor üstümüzden, otobüs durakları, sirenler  Elâ gözlü bir yar geçiyor yar üstüne, oradan dönmek olur Ak gerdanı upuzun gece sökülmüş bir ucundan Oradan tutmak olur, düşmek peşine, sürüleri çevirmek  Yüzyıldır küfleniyor ve kılıçlar, öfkelerin gül gül dökülüyor  Saraylarda üşüyensin, kral gömen halklarsın Törenlerin sevdasız geçilmez, kalelerin yakılmaz  Türlü savaşlar geçmiş başından  Bir sancıyı genişlettiğin doğru  Şu sınırı kilitleyesi, bu kapıyı açasın gelir  Üşüyesin gelir, yanasın  Bu biriken yaraları çekip gidesin gelir  Zırhını savurup tam sıvışacakken çiçeklerin solası Dünya kavuştuğun yer kadardır  Sar siyah şalları düşelim yola  Dişlerin sıkılması elbet bir gün bitecek ...

BÜYÜK DÜŞEN KAZANIR

  Tüfeğim yok ve yalnızım. Barutu doldurdum Su taşıdım durduk yere ırmaklardan, taşları kaldırım saydım Ceketimi giymeden, çiçeğe selam vermeden, düşünmeden açları Kervan bekledim. Arkadaşlar edindim şarkılarda hicaz Şiir okudum suratlarına, atlarına bindim, çiçekleri suladım Bir gök tanıştırmak için hepimizin avlusunda Bazı arabesk şarkılar dinledin Bir kızı en olmadık tenhada Kollarında bileklikler Haylazlıklar, ilk gençlik yılları, 2009’lar Kayda değer, slow ve karanlık gözlerinde aydınlık bir gülüş Yağmur kuyu yağıyor, adını unutup kan susan saatler Bazı şarkılar arabesk dinledim Gece törpüledim. İçinde kadınlar ve çocukların aktığı Taksim olmadı. Ölmedim. Ama taksitler öteledim Şiir yazdım savaştan dönen zeybeğine Trabzon’a inandım. Savaşlara ve kanın akmasına Sustum. Seçimlere kanmadım: Gloria Levy. Ben susan portakal Sen kavmin rahme dönüşü Konuştum. Bazı böceklerle açıkladım Ömer’i Düştü, kaldırdım. Çıplaktı, giydirdin. Güneşin bilediği tırpan G...

ACEMİ BİRLİĞİ

Sevincine ortak olamadım bağışla tertipsiz yakalandım düzensiz kıyafetler öyle istedim öyle istedim ki söküğü ben dikeyim süreyim atı güneşli uzun güneylere Birikmemiş biraz param var yeterse eskimiş bir yarayı yatağında uyandırmayan şirketleri yıkan bankaları batıran bize hendek atlatmayan atı neyleyim Sırf lunaparklar açılsın diye bu yaz rastgele büyük kentlerden geçsem elimde davul sirkini boşlamış bir fil gibi güleç bulduğumu düşürünce seni bulmam bundan Kınından bağışla çıkan bu handikaplı hançeri biliyorsun faydasız gölgeli yollardan geçmek ağaçlara bakıyorum da kendini anlatan bu kamburu taşımaktan hiç utanmamış hiç tasarlanmamış ağustoslar gibi sürecek akşam sefaları sefaletler -''Sana söz yine baharlar gelecek'' Ali YILDIZ  Ayarsız Fikir, Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi 1. SAYI

MÜPTEZEL

hatırı sayılır biri değilsin paramparça edilmiş bir kavga sonrasında ağzın burnun dikiş tutmuyor kalkan kayıp kılıç ağır varsa öyle beyaz tüllü bir sabah ben de yaşamak isterim ben de yaşamak isterim ormanları neşesi unutulmuş kadınların en mahrem yerleri ağzına dadanmış gitmese bekleyen yok güneş altında alnı her pazartesi karışmaktan yorgun bileklerindeki sır hesaplardaki kan bu bankalar karanlığımı kilitleyen şu gök bir şeyler olmalı bana anlatmak istediğin kollarını gözleriyle takas eden kölelerin bağışıklık kazandırdığı altın aklından fırlatamadığın lacivert şapka çadırlarda uyumalısın fırtına ve sana kolları gibi susan çöl Ali Yıldız  Birnokta Edebiyat Dergisi 193. Sayı