SAR SİYAH ŞALI DÜŞ YOLA

Fatih Kınalı’ya
Conte de L’Incroyable amour - 1991

Yokmuş gibi harcayacaksın elindeki son şarjörü
Yokmuş da orada açıyormuş gibi bir leylâk 

Acem ve kadınları yürüyorken yalınayak 
Gözlerin önünde konuşur gibi bir yanardağ 
Şeritler geçiyor üstümüzden, otobüs durakları, sirenler 
Elâ gözlü bir yar geçiyor yar üstüne, oradan dönmek olur
Ak gerdanı upuzun gece sökülmüş bir ucundan
Oradan tutmak olur, düşmek peşine, sürüleri çevirmek 
Yüzyıldır küfleniyor ve kılıçlar, öfkelerin gül gül dökülüyor 
Saraylarda üşüyensin, kral gömen halklarsın
Törenlerin sevdasız geçilmez, kalelerin yakılmaz 

Türlü savaşlar geçmiş başından 
Bir sancıyı genişlettiğin doğru 
Şu sınırı kilitleyesi, bu kapıyı açasın gelir 
Üşüyesin gelir, yanasın 
Bu biriken yaraları çekip gidesin gelir 

Zırhını savurup tam sıvışacakken çiçeklerin solası
Dünya kavuştuğun yer kadardır 
Sar siyah şalları düşelim yola 

Dişlerin sıkılması elbet bir gün bitecek 
Şen şakrak günlerin dolacak yeniden 
Aklında hep yurdunu arayan şarkılar
Bizi bütün gün kıyılara sürecek 

Hep yeniden başlamak gerek 
Ayırmak ölümle tehdidi birbirinden 
Yukarıdan sere serpe indiğin yokuşlar 
Sesi sinmiş taşların bir kenarda öylesine 
Katarlar kadar yorgun ve argın 
Yaz henüz bitmemişken 
Yağız delikanlılar bağbozumunda 
Bu incirleri patlayasın gelir 
Ücra bir kasabada bir ağaç seni bekleyesi 
Serin sulardan içesi, tutup eğleyesi 
Şu işleri bi’ yoluna koysak 
Avunup çöllere gidesin gelir.

Ali Yıldız

BİRNOKTA EDEBİYAT DERGİSİ 226. Sayı 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2.324,70

BÜYÜK DÜŞEN KAZANIR

Devam Ediyoruz