Kayıtlar

Şimdilik Böyle Kalsın

Resim
          

Yaşanan Saçma Sapan Bir Şey Üzerine Yazılmıştır

Şiir yazmazsak hayatımız karanlık kuyulara filan düşmez.

Devam Ediyoruz

arkamda üzüntüme dair belli bir delil bırakmadım, çözmüyorum da bu çağı artık, çözmüyorum dursun düğüm düğüm çağ, toparlamıyorum da dağılsın, kalsın kimin üstüne kalacaksa ben nasılsa onu yakalıyorum kendime bakınca, balkonu daha gövdesinden ayrılmamış, boşlukta öylece bizi bekleyen, henüz kurulmamış bir evi, bir ev ki, düşün, yüzüme çarpar yüzün sürekli, bir ev ki, düşün, faturalar bile ödenir aşkla eskidendi, taşı sıksam, şiiri akıyordu sanki, uyanıyordum, tüm türkiye yüzünü yıkıyordu, patrona diyordum içimden, zalime içimden, hayır hayır, insan tek sevdiğine konuşmalıdır içinden, en içinden. giydim sıkıntı denilen o yakışıksız ama verimli gömleği, biliyorum sever herkes buralarda vapura yetişmeyi, hiç dilenci görmeden eve dönmek iyidir, iyidir bir şiiri yüzüne söyler gibi bitirmek: sen bu ağrımı şimdi al, al sende devam etsin Orkun Elmacıgil İtibar 31. Sayı Nisan 2014

Yük ve Eşya Taşınır

Rayların ikiye böldüğü şehirlerde Kuşlar bile yetişmiyor pencerene Sana çiçekler taşıyorum utanarak İçimde hep, tohumun toprağa attığı tekme Doğuştan sandım alnındaki iz Hayır, seccaden vermiş ilk hediyeni Vurmuş ayaklarını taze kunduran Unutma, yokluk ölçülmez sayıyla Sokağındaki Arnavut'un vermek için çenesini eline Çokça sarışın, renkli gözlü, değil sevdiği için seni Artık titriyor Ali'nin de elleri - Allah, azze ve celle Merak ediyor kör bir kız güzelliğini Kalmış gönlü hep aynalarda Dikilmiş düğmeleri ip beyaz Yakışıyor zambaklar siyah hırkana Gelişin bir okul cumasıdır Açılmış paçalarım, izleri dahil Terli muskam çarpar göğsümde koşarım Ardındaki son yazı: Yük ve eşya taşınır Yeni başlanan defter özeniyle niyetleniyorum dünyaya Çingene kahvesindeki müzisyenler, o keyifsiz bekleyiş Bir tüfek atımıyla dağılacak her şey, önce kalbimiz Şimdi çıksa karşıma ne derim provası İş formlarına yazdığım tüm dilleri yutarım Lütfen bayan zorluk çıkartmayın Elle...

BEKARLAMALAR

Bendeki şu türkçeler bir bekarlık içerir Basit birtakım hüzünleri ve parasız yazları da Ucuz güz piyazlarını, patlak pabuç, sinema Mahalle maçlarını sonra, çocuklar ve köpekleri Bunlar şaşkınlıktır. Çiçekli yazmalar ve işgücü göçlerinin çok aksayan türkçesi. -Teyzeler konuşurken ağızlarını kapatır- Varoşlar türkçesi: Nalburun bir dünya kupası bahisler oynaması Yani umut dediğimiz geveze vuvuzela Şenliksiz güneşlere eleştiri getiren Boşa çıkan dilekler Bağdat'tan dönen hesap Tam oturmuş seraplarla ve nasırlı yanılmaktan Demek gözlerim geri kalmış ülkeleri anlatır Kuzey İstanbul türkçesi. Çağın karnına saplanan bir sokakta. Lan yırtıcı bir kuştur aşk, ona biraz göğaçın  Şu türkçeler bendeki bir bekarlıklar içerir Anlat çoğalmadık mı ne kadar yarım kalsak Şehlalarda dolaşan şaşırmalar hatrına Ya da boşver. Yumruk gibi sıkılsak da anlamadı adamlar. Paralı levanten türkçesi. E harfini yayarak, hem çenesini avuçlar, -Oysa işsizim, beş kuruş yok, okul yine bitmiyor- Asgari ücret tür...

ANLAMAK

Aslında sen şuracıkta dursan gayrını kurtaracağım bir şekilde sen dursan şurada bir çiçek gibi gözlerinden açılarak baksan kim iyi kim kötü anlayacağım seni bilsem ötekiler belli olacak ışığın karanlığı ifşa etmesi gibi Muhammet Durmuş Dergâh Dergisi 288. Sayı

BARİKATLAR

Cemal'e Gidip eve şiir yazmak istiyorum iyi bulutlar hiç dağılmasın diye aynı umudu her gün tekrarlamak gerçek çok yalan göründü az Ve her yalancı mutlaka döner evine bana bir güvercinin konduğunu göster bazı akşamlar daha çok şiir söyler gittiğimiz yer geldiğimiz yöne Uzak değilizdir içimizdeki Çinli'ye biraz merhamet bilmeceyi biraz aydınlatır mesela baştan değil sondan akar ırmak bir kelimeden toparlanıp o güzel cümleye Ya da oyalansın kendi içinde Çingene bırak zaman akar kum saati yalan adam alıp gitsin sevdiğine çiçek zaten toprak sevinecek ölüsüne   Ali Yıldız   Dergâh Dergisi 288. Sayı