Kayıtlar

*¡Vuelve a la casa, a la canción, a tu corazón! ¡A la canción, a tu corazón, vuelve a la casa! ¡A tu corazón, vuelve a la casa, a la canción!

Resim
Kolombiya elendi. Kolombiya İngilizlere elendi. İngiltere'ye değil, bilhassa İngilizlere elendi. Klişedir mılişedir ama haklı olan yine haksızlığa boyun eğmek zorunda kaldı. Çünkü kötü bir hakem daha doğrusu tarafgir bir hakem oyunda ve Kolombiya futbolcuları üzerinde egemen oldu. Elbette Kolombiya iyi futbol oynamadı. Fakat İngiltere Milli Takımı da kötü futbol sergiledi. Maça Amerikalı hakemin seçilmesi, verdiği kötü ve yanlış kararlar, usanmadan kalesini koruyan Kolombiya savunması sömürü ilkelerine bağlı olan devletlere ve yönetimlere karşı halkları toplayıp, siperi ayakta tuttu. Nitekim Yerry Mina'nın son dakikada kafayla attığı gol neşe dolu Medellin sokaklarını, bahar çiçekleri ile bezeli insanların kötülere karşı söylemiş olduğu şarkıları kalplere doldurdu. Kalplere dolan sadece şarkılar mıydı? Böyle bir maçın Emperyalizm, Uyuşturucu Ticareti ve İç Karışıklıklara rağmen yaşama savaşı veren Kolombiyalıları anma fırsatı verdiği için Pakerman'ın takımını alkışlamak sad...

MÜPTEZEL

hatırı sayılır biri değilsin paramparça edilmiş bir kavga sonrasında ağzın burnun dikiş tutmuyor kalkan kayıp kılıç ağır varsa öyle beyaz tüllü bir sabah ben de yaşamak isterim ben de yaşamak isterim ormanları neşesi unutulmuş kadınların en mahrem yerleri ağzına dadanmış gitmese bekleyen yok güneş altında alnı her pazartesi karışmaktan yorgun bileklerindeki sır hesaplardaki kan bu bankalar karanlığımı kilitleyen şu gök bir şeyler olmalı bana anlatmak istediğin kollarını gözleriyle takas eden kölelerin bağışıklık kazandırdığı altın aklından fırlatamadığın lacivert şapka çadırlarda uyumalısın fırtına ve sana kolları gibi susan çöl Ali Yıldız  Birnokta Edebiyat Dergisi 193. Sayı

TOPARLANMAK ÇELER AKLINI GİTMEK SANIRSIN

1 Yorgunum payıma düşeni alarak roman okuyarak geçiştirdiğim günler terlemekten usanmış bir avuç omuz seninle konuşmak için sebeplerim var Örneğin krallarca bağışlanmaz sıkıntısı fillerin Savaşların bitmesini sağlayan çoluk çocuk sesleri çok ötede duyulmaya başlasa artık vazolarda nilüfer kesilse aniden demokrasi özgürlüğe kavuşsan keman sesleri meydanlarda olmaması gereken işporta seni alsalar da yar koysalar yanıma Yorgunum bütün dünyayı düşünmekten alıkoyulmuş bana bıçkı sana tırpan uzatan çağ dansa kalsa hepimiz çok mutluyuz çünkü söylemek için türküler yok artık bu yüzden piyasalara nefret sunarken kılıç olsa kesilecek baş onaracak ferman bulunur 2 Zor olur bazı sabahlar kalbinin eğleştiği sırtında halbuki böylece gitmek az ötede durur çok işçi çok yorgunluk arasında migrenler yanaşılmaz çöl akla gelmesin diye aşk didinir göğsünde topal bir küheylan 3 Şimdi çıkar başını kolların arasından ağlamak için fırsat bekleme nasıl tükenmek için bekl...

ÜÇ BUÇUKTA ÇAYCIDA

lan çok hüzünlüyüm yamulmuş bakır tencereler gibi bu aşktan kasılmalar aşkına biz galiba yanlış adamlarız Cemal her şarkıyı sevindiği kadar alkışlayan zirveleri yüzümüz çok çeşitli sıradağları anlatır örneğin Fas civarında niçin ud çaldığını bilmeyen biri arkamızda kaç küsür yıldır bıraktığımız menekşeler sıkıldığımız günlere alkışlarla çay getiren ey bana mızrak ey sana gökleri sevdiren hayat bağışla üç kişilik sofrada tek kişilik oturduğumuz için kulaklarımda çın çın çanlıyor devletlerin       çok merdivenli                     kuyuları kalbini boşluklarla doldurmanın paydosu ama kurtuluyoruz ayaklarımızdan koşmaya başlayınca yangınlariçre bu sulak beden birdenbire sönüyor dönüyor dilimdeki yara krallara merhem paylaşıyoruz bak içimizde çakıl taşları varoşlar kötü bir futbol maçından arta kalan Ali Yıldız Birnokta...

ÖLÜMDÜR BALKONA ÇIKARSIN BAZI

Sesimde yeni bir başlangıç susmak için süremin dolduğunu haber verir gibi boynumda kolye olmayan yıllar sınırlar ötesi durakladığım mesai bana başımı kaldırmamı öğret birkaç kelime bozguna uğratmayan İnsanım tamir edilesi zor avuntu kervanlarıma ters düşmüş köprüler daha arkamı dönmeden kapatılan kapı belli ki yuhlanmışım kimi zaman sırtımı olsun patronlardan kurtar Çünkü aklımdan yenilmiş halklar geçer bir tren yük olur geçer omuzlarından sen hiçbir yanılgıya benzemeyen büyük umut belimde kanamaya davet edildiğim şadırvan yanlış söyledimse affet artık yaşadığım dünya adında bu mağara seslen bana kulaklarımı kör et Kılıç düşünce silah olan kalkan bitince ölüm başlayınca hayat bacakların uzvetmez haine dönüşür alıp gidesin gelir gidemediğin günleri bu bedeni siper olmaktan çıkar avut içimde konuşmaktan zature olan mermeri Ali Yıldız Birnokta Edebiyat Dergisi 178. Sayı

TEKNOLOJİYİ KUTSAYAN DİJİTAL MEZHEPLER DOĞUYOR

·       Akıllı telefonlar hayatımıza gireli daha on yıl bile olmadı. Araştırmalara göre günde ortalama üç saatimizi bu dijital ekranlara bakarak geçiriyoruz. Bir arkadaşa, aileye ya da kitaba ayrılandan çok daha fazla bir süre bu. Bir edebiyat dergisi olarak şunu merak ediyoruz. Bu yeni dijital ekranlar okuma alışkanlıklarımızı nasıl etkiledi? Okuma alışkanlıklarını maalesef olumsuz etkiledi. Çünkü bu öyle hızlı gelişen bir şey ki yazıyı da bir anlamda geride bıraktıracak hatta soluklaştıracak bir cazibeye, renkliliğe sahip. Dolayısıyla insanların artık belli bir metin üzerinden ilerlemesi söz konusu değil. Eskiden biz ne yapardık? Bir metin okur ve onu üzerinden bir şey tahayyül ederdik. O canlandırdığımız üzerinden de kendi hayallerimizle bambaşka dünyalara giderdik. Şimdi bugünün dünyasında bu ‘‘artırılmış gerçeklik’’, olgular zihnimizde canlandırmadan ekranın üzerine verebiliyor. O yüzden de bizim okuma işlemimizi neredeyse bertaraf eden, bir kenara koya...

KAFAMDA KERVAN TAŞIMAZ SORULAR ASGARİ ÜCRET

biraz ergin günçe okusan anlardın beni oturduğumuz yağmur dışlandığımız iskele yevmiyem çok az ve bütün ekmek yiyoruz bunları düşünüyorum karşımda kasım tepe alnın pazar yeri gibi dağılmış çıkmış değil henüz hüzünler hurdaya akşam olur sloganlar gelip gider üstündekileri bırak tel örgüler paylaşsın yıpranmış bir hafta sonundan sonra hiç adalet getirmemiş bir padişah gibisin televizyona bakma bu kadar bakma yenilmek için balkonda mısın dirseğim soğuk mermer dayanışması ergin günçe anlardın okusan beni biraz kuşlar geldikleri yerden geldikleri yere gittiler konuşmak için vaktimiz az yürüyoruz çaktırma fakat işsizlik aşkla gövermiyor muhakkak ki üzülmeni hiç istemem tezcanlı bir ikindi yağmurundan sonra bütün kapı kolları kırık olan taşrada hiç savrulmamış bir tekme kadar temkinli Ali Yıldız Hırka 5. Sayı