Kayıtlar

Birnokta etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BÜYÜK DÜŞEN KAZANIR

  Tüfeğim yok ve yalnızım. Barutu doldurdum Su taşıdım durduk yere ırmaklardan, taşları kaldırım saydım Ceketimi giymeden, çiçeğe selam vermeden, düşünmeden açları Kervan bekledim. Arkadaşlar edindim şarkılarda hicaz Şiir okudum suratlarına, atlarına bindim, çiçekleri suladım Bir gök tanıştırmak için hepimizin avlusunda Bazı arabesk şarkılar dinledin Bir kızı en olmadık tenhada Kollarında bileklikler Haylazlıklar, ilk gençlik yılları, 2009’lar Kayda değer, slow ve karanlık gözlerinde aydınlık bir gülüş Yağmur kuyu yağıyor, adını unutup kan susan saatler Bazı şarkılar arabesk dinledim Gece törpüledim. İçinde kadınlar ve çocukların aktığı Taksim olmadı. Ölmedim. Ama taksitler öteledim Şiir yazdım savaştan dönen zeybeğine Trabzon’a inandım. Savaşlara ve kanın akmasına Sustum. Seçimlere kanmadım: Gloria Levy. Ben susan portakal Sen kavmin rahme dönüşü Konuştum. Bazı böceklerle açıkladım Ömer’i Düştü, kaldırdım. Çıplaktı, giydirdin. Güneşin bilediği tırpan G...

DURUMLAR BÖYLE

Ben böyle bilmedim böyle yaşadım Dağlarım olmadığı için tüfeğe hasret Toparlanmadığım için geri döndüm Bu yol başı bu heyûlâ bu katran Durup bu kendine seslenecektin İğdiş canı çekiliyor sessizce bekârların Toynakları gümbürtülü yürüyor bazı sabah Tellerde çamaşırları gün boyu kuruyarak Faizlerle ölümler artarak çoğalıyor Ben böyle bilmedim Bir baharsa onu kucaklayıp Bir antlaşmaysa sevmek bütün uçurumlara Sırtında taşınır aşk; anons edilir, süre verilir Devam edilir Bırak şehrin sıkıntısı uğuldasın yüreğinde Boğazına dursun yediğin lokma Vergilerin çoğalsın surların yıkılsın Çınlamasın yüreğindeki mızrap Kim bilir beklediğin kervanları gelecek Ali YILDIZ BİR NOKTA EDEBİYAT DERGİSİ 221. SAYI

İÇERDE KIRMAK YOK

Şenliklerle kutlandım Beni şehre ama çiçeklere davet etmediler Elde alet, elde edevat, elde can kırıkları Boşlukları paydosların, yüreğinde esmer diyeşet Farz et ki bir sümbülsün öylesine sürekli Seni yüz deve aklımda tutmuşum Nehirler gürlemiş, kervanlar kavuşmuş Çalgılar çalarmış ilk gençliğin İnsan yalnız bir kervansarayken yürürken Sözü verilmiş ama gelin edilmemiş neşeden Bugüne baharlar kaldı ikindiler tatil planları Bu canı işte tam şuranda borç bilirim Yaşasak bir kuyu büyüyecek bizimle Kedinin ısıttığı demir demirin ısıttığı kedi Herkes bir parça koparılmışken kendinden Vergilerden payına bedenim düşer Ülkem sırtımda yaslandım ağır ağır Kestirmede duran avcılara selam olsun Saklı dallarında duran bütün kuşlarına Sessizliğine dingin süvarilerin Ağzı konuşan bütün kötüler kahrolsun Ali YILDIZ  BİRNOKTA EDEBİYAT DERGİSİ 219. SAYI

2.324,70

                                                               Kübra'ya Gözlerin aşkı barındırır Yaz soğuk geceleri Orta doğuda bir çocuk pıt diye ölür Yaşamak zoruna gidiyor Eskiden eşkıyalar olurmuş alıp başını dağa Şimdi gözlerim görmüyor, tutmuyor ellerin Peşinde üç yüz yıllık haydutlar Çadırların yıkılmış unutulmuş saçların örgüsü Vakit dar: günler uzun aylar kara yıllar bitiyor. Sebepleri var bugün doğanların Kendine anlatamadığın kurdun kuşun hikayesi Zamların oluyor kredilerin yıkılmış devletlerin Irmakların akıyor öyle susuz öyle çağlayan Büsbütün yanlışların içinde babama bir şiir yazsam İşler paslı bıçak göğerir dalında kuşlar Şimdi bu şiiri usulca yüzüne okusam Tanır tanrısını her başak Ellerin ellerimde bütün yaz böyle geçmişti Evlendik çocuklarımız oldu garip Açıklarsan kendini bütün sorular cev...

BEKARLAMALAR

Bendeki şu türkçeler bir bekarlık içerir Basit birtakım hüzünleri ve parasız yazları da Ucuz güz piyazlarını, patlak pabuç, sinema Mahalle maçlarını sonra, çocuklar ve köpekleri Bunlar şaşkınlıktır. Çiçekli yazmalar ve işgücü göçlerinin çok aksayan türkçesi. -Teyzeler konuşurken ağızlarını kapatır- Varoşlar türkçesi: Nalburun bir dünya kupası bahisler oynaması Yani umut dediğimiz geveze vuvuzela Şenliksiz güneşlere eleştiri getiren Boşa çıkan dilekler Bağdat'tan dönen hesap Tam oturmuş seraplarla ve nasırlı yanılmaktan Demek gözlerim geri kalmış ülkeleri anlatır Kuzey İstanbul türkçesi. Çağın karnına saplanan bir sokakta. Lan yırtıcı bir kuştur aşk, ona biraz göğaçın  Şu türkçeler bendeki bir bekarlıklar içerir Anlat çoğalmadık mı ne kadar yarım kalsak Şehlalarda dolaşan şaşırmalar hatrına Ya da boşver. Yumruk gibi sıkılsak da anlamadı adamlar. Paralı levanten türkçesi. E harfini yayarak, hem çenesini avuçlar, -Oysa işsizim, beş kuruş yok, okul yine bitmiyor- Asgari ücret tür...